02 Ekim 2009 Cuma

Uzuuun Bir Ara


En son postun üzerinden 15 gün geçmiş.Son sınıf öğrencisinin en büyük illeti olan üniversite sınavları illeti benim için de başladı.Startı ciddi şekilde verdik.İnternetten mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum.O yüzden de blog uzun bir süre nadasta kalacak.İleriki zamanlar ne gösterir bilinmez.Neyse belki arada bir kaç post atarız.

18 Eylül 2009 Cuma

Here We Go


Dün Fransa'nın İspanya tarafından paspasa çevirilişini izledikten sonra Slovenya'ya iyi ki yenilmişiz diye düşündüm. Fransızlar gibi 6-0'dan sonra ilk mağlubiyetimizi alarak elenirsek büyük hayal kırıklığı olurdu bizim için. Şimdi galibiyeti de mağlubiyeti de gördü milli takım ve rehavete kapılma şansı yok. Bu maçta herşeylerini ortaya koyacaklardır. En büyük korkum ise ne Spanoulis, ne Yunan savunması, sadece yorgunluk. Slovenya maçının son çeyreğinde ayaklar gitmiyordu resmen. Umarım bu 2 günlük ara devlere iyi gelmiştir. Zira asıl turnuva, şimdi başlıyor.
Karşımızda turnuvanın en çok sayı bulan takımı var. Herşeyden önce savunma en önemli nokta olacak bugünkü maçta. Ancak önceden de belirttiğim gibi hücumu da belli kalıplar üzerine oturtamazsak kazanamayız bugün. Kesinlikle iyi hücum etmek zorundayız, hatta beklenmedik oyunculardan gelecek katkılara da ihtiyacımız olacak gibi. Savunmada durdurulması en zor isimler kuşkusuz 'baby Shaq' Schortsianitis ve Spanoulis olacak. Schortsianitis'i potadan ne kadar uzak topla buluşturursak, o kadar kolay ribaund'u alır ve hücuma geçeriz, yapmamız gereken tek şey arkasında faul almadan durmak ve onu potadan uzak tutmak olmalı. Hücumda da iki-üç kere ısrarla üzerine gidip faul problemine sokarsak zaten 5 dakika içerisinde iptal olmuş olur Schortsianitis. Spanoulis gibi drive eden bir guard'a karşı ise tek bir savunmacı yetmiyor maalesef. Spanoulis karşısına kimi koysanız yanından yürüyerek geçeceği için, onun drive edeceği kanalları kapatmak ve savunmayı dağıtmasına izin vermemek burda kilit nokta olabilir. Yunanlılar da aynen 2 maç önce oynadığımız Sırplar gibi pick 'n' roll'u çok iyi oynayan kısa-uzun ikililerine sahipler ve ikili oyun savunmasında da dikkatli olmak zorundayız. Spanoulis ve Schortsianitis'e değinmişken Bourousis'ten de bahsetmeden olmaz. Yunanlıların yeni parlayan yıldızlarından biri, komple bir uzun ve özellikle dış atışlarda affetmiyor fırsatı bulduğunda Bourousis. Ersan'ın çok dikkatli olması lazım Bourousis karşısında, zira Ersan'ın hücumda Yunanlılar'da yol açacağı hasarın bir benzerini de Bourousis bizim savunmamızda bırakabilir.

Bu maçı kazanma yolunda en önemli anahtar da hücumda 3. bir oyuncuyu bulabilmek olacak benim görüşüme göre. Yunanlılar Spanoulis, Bourousis, Schortsianitis gibi gerektiğinde sayı bulabilecek hücum opsiyonlarına sahipken bu kategoride biz sadece Ersan ve Hidayet'i sayabiliyoruz. Ömer Onan, Ender, Oğuz, Kerem veya bir başkası, İspanya'nın rakibi olmak istiyorsak bu maçta bir oyuncumuzun her zamanki hücum performansının üstüne çıkması şart. 3. skor opsiyonunun yanında pota altı savaşını kazanan, büyük ihtimalle maçı da kazanacaktır bunu da eklemek gerek. Bourousis-Schortsianitis ve Ersan-Ömer düellosunun galibi maçı da takımına getirecektir. Semih ve Oğuz'un da kenardan gelerek yapacağı katkılara da ihtiyacımız olabilir bugün. Özellikle Oğuz'dan hücumda çok şey bekliyorum.

Uzun lafın kısası, karşımızda iyi bir takım var ancak yenilmeyecek bir takım yok. Spanoulis'i durdurmak Bourousis'i ve Schortsianitis'i de durdurmak anlamına geleceğinden ilk hedef savunmada Yunanlıların pırpır guard'ını durduramasak da yavaşlatmak olmalı. Hidayet ve Ersan her zamanki gibi en büyük kozlarımız. Yunanlılar savunmada onlara baskıyı üst seviyede tutacağı için ekstra katkılar gelmesi şart. Önceki maçlarda zaman zaman yaptığımız erken hücum kullanma hatasını tekrarlamamalıyız ve mümkün olduğunca topu pota altına indirmeliyiz.
Bugün 19:15'te galip gelirsek madalyanın ucu görünmüş olacak. Bunu başarabilecek güçte bir takımımız var. Slovenya maçındaki hataları tekrarlamazsak neden olmasın? Maç yazısı 12'den sonra. Bir zaferi daha yazarız umarım.

by sannti

17 Eylül 2009 Perşembe

Hakem Triosu Mu?O Da Nesi?

Görüntü PAO-GS maçından.Yeni uygulamanın görüntüsü diyebiliriz.Bu akşamın en önemli olaylarından biriydi uygulama.Uzun zamandır dillendirilen, alt yaş kategorilerinde denenen +2 hakem uygulaması Avrupa'nın 2 nolu kupasında uygulanmaya başlanarak yeni bir çağ açıldı.Fotoda da görüldüğü gibi kaleciler artık eskisi gibi futbolun yalnız adamları olmayacak.Bu ekstra hakemlerin görevi cezasahasındaki pozisyonları süzmek.Ama yetkileri, görev bölgeleri nedir tam olarak bilmiyorum.Ama ben şahsen basketbolda zaman zaman yaşanan karar karmaşasının bir benzerinin yaşanmasından korkuyorum.Hataları en aza indirmenin formülü bu mudur?Ekstra bir katkı sağlamaktan çok karmaşaya neden olacaklarını düşünüyorum.
Son olarak yılların spiker klişesi olan "hakem triosu" sözü de tarih oldu.Gelecek nesillere aktarabileceğimiz futbol terimlerinden biri olarak yanımıza kar kalacak bu söz.

Panathinaikos:1 - Galatasaray:3

Sırf Digiturk'ü tercih edenler izleyemeyesin diye maçı TNT'de yayınlayanlar, gazetelere boy boy "Şifresiz" diye ilan verdikten sonra yine yamuk yaptı.Şaşırmadım aslına bakılırsa.Ama yine içimde kandırılmışlık hissi belirdi.Halkın oyunu dediğimiz futbolu bile belli bir kesim izleyebiliyor sadece.Bu akşam kim bilir kaç kişi kapkara ekrana bakakaldı ya da kaç kişi cafe köşelerinde izledi maçı.
İlk yarısını değil ama ikinci yarısını illegal yollardan izledim bu maçın.İlk yarı sanırım Galatasaray etkili olan tarafmış.Özetten gördüğüm kadarıyla Baros pozisyonları kolay harcamış.İkinci yarının başında Galatasaray attığı güzel gol ile farkı erkenden 2'ye çıkartınca ikinci yarının seyri değişti.Panathinaikos golden sonra Galatasaray sahasına yüklendi.3-4 dakika içinde 2 tane de net pozisyon buldular.Ama onlar o pozisyonları değerlendiremeyince Galatasaray şanslı bir gol ile farkı 3'e çıkardı.Sonrasında Panathinaikos'un kontrolünde geçti maç.Bastırdılar ama biraz beceriksizlik biraz da şanssızlık onları engelledi.Galatasaray'da ise defanstaki sorun göz önüne çıktı.Her ne kadar yedek oyuncular olsa bile elinizde Gökhan Zan gibi potansiyel sakat bir oyuncu olduğu müddetçe yedekleriniz de hazır olmalı.Kalede Leo Franco da iyi bir gün geçirdi.Ama Galatasaray'ın ileri turlarda defansından yana başı ağrıyabilir.

Kayıp Bir Akşam

Kazanınca insan uzun uzun yazmak istiyor ama mağlup olunca da yazası gelmiyor. Bu yüzden kısa tutuyorum bugün maç yazısını. Maçın özeti, saçma sapan alan savunması, Engin'li Sinan'lı alışık olmadığımız ilk beş, ilk 8 dakikadan sonra 32 dakika boyunca bench'te oturan Engin'in son topu kullanması, çok çok net bir skorer guard eksikliği. Garipliklerin ardı arkası kesilmedi bugün.
Yunanistan incelemesi yarın gelecek, ancak öncesinde şunu söylemem lazım, madalya istiyorsak hücumda daha iyi işler yapmamız şart. Şu an sadece Ersan ve Hidayet'in eline bakıyoruz. Şu ana kadar etkili olan Ömer Aşık'ı rakipler artık durdurmanın yolunu buldu:faul yapıp onu çizgiye göndermek. İlk turun kahramanlarından Ender de 3 maçtır hiç ortalarda yok. Semih zaten aklı internet cafe'de kalmış da derste uyuklayan lise öğrencisi modunda. Yunanistan karşısında kesinlikle Oğuz'dan faydalanmamız gerek. Bu takımda sırtı dönük oynayabilen tek uzun Oğuz ve eğer onu kullanamazsak, Slovenya'dan çok daha sert bir savunma yapan Yunan takımı karşısında yine 70'i görmekte çok zorlanırız. Çok klişe bir laf vardır "hücum savunmadan başlar" diye. İşi sadece iyi savunmaya bırakmak yeterli olmuyor bugün gördüğümüz kadarıyla. Biraz da organize hücum etmek şart.

by sannti

CL Grup Maçları #2

*İzlediğim kadarıyla bugün de TV başında CL havasına giremedik.İlk hafta kısır geçti.
*E Grubu'nda CL'nin en zayıf takımlarından Debreceni, Anfield Road'daydı.Ama beklendiği gibi fark olmadı.1-0 ile ayrıldılar.Grubun diğer maçında yine evsahibi 1-0 kazandı.Lyon, Gilardino'nun kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan Fiorentina'yı geçti.Fiorentina gole kadar iyi dayanmışa benziyor.
*F Grubu haftanın en çok beklenen maçına sahne oldu ama o maçtan gol bile çıkmadı.Guardiola ile Mourinho, Eto'o ile İbrahimovic, Barca ile İnter yenişemedi.Barcelona yine doludizgin gidecek gibi görünüyor.Grupta 3.'lük mücadelesi yapacak 2 soğuk ülke temsilcisi karşılaştı Kiev'de.Evsahibi D.Kiev maçı 3-1 kazanıp rakibine karşı iyi bir avantaj sağladı.Geiye düştükleri maçı son 20 dakikada çevirmişler.Ayrıca Gökdeniz'de Rubin Kazan'da 90 dakika oynamış.
*CL'de mi yoksa Avrupa Ligi'nde mi olduğu belli olmayan G Grubu'da da ligin zayıf takımlarından Unirea karşısında Sevilla 2-0 kazandı.Beklenenden az bir skor sayılabilir.Debreceni gibi onlar için de korkulacak sonuçlar çıkmadı.Diğer maçta da G.Rangers, Stuttgart deplasmanından puan çıkarmayı başardı.
*H Grubu'nda ise gecenin en ilginç maçı oynandı belki de.Belçika'da Liege deplasmanında 5 dakikada 2-0 geriye düşen Arsenal maçı 3-2'ye çevirmeyi başardı.Bu maç öncesi teknik direktörünü kovan ve şimdi de takımın başına Zico'yu getiren Olympiakos ise Van Gaal sonrası irtifa kaybeden AZ Alkmaar'ı 1-0 ile geçti.
*İlk maç haftası sonunda tabloya bakılırsa henüz güç dengeleri tam oturmamışa benziyor.Bundan sornaki maçlar da iyi geçecektir.Bu hafta takımlar birbirlerini tartmış oldular.

Sakaryaspor:0 - Pendikspor:1

Olmuyor, olmuyor.Top bazen o kaleye girmek istemiyor.
Maçın başından itibaren oynayan taraf hep bizdik.İlk yarının sonunda oluşan karambolde ve sonrasında belki golü atsak maç çok çok farklı olacaktı.Ama dediğim gibi girmedi top bir türlü.
İkinci yarı çok daha iyiydik aslında ama yine olmayacak bir pozisyonda gol yedik.Daha önce de dile getirmiştim.Bu ligin formülü duran toplar.Kim iyi kullanıyorsa kazanıyor, kim hata yapıyorsa kaybediyor.Biz de evimizdeki 2 maçta yediğimiz 3 golün hepsini duran toptan yedik.Sonrasında zaten Pendikli oyuncular yerden kalkmadan maçı bitirmeye çalıştı.Tamamen bizim kontrolümüzde geçti maç.Geçen hafta 90+4'te maçı kurtaran M.Sevgi bugün penaltı kaçırarak hayalkırıklığına uğrattı herkesi.Sonrasında da bir çok pozisyon yakaladık.Uzatmalarda yine Volkan'ın kaçırdığı pozisyonda çok ah çektik.
Oyuncularımız belki kötü ama ben halen onlara kızamıyorum.Volkan tabi ayrı bir dünya.Onun yeri bambaşka.Bu takımı bu hale getirenler tez zamanda bırakmalı bu işi.Fazla batırmadan bırakın...

16 Eylül 2009 Çarşamba

Hertha-Shakhtar-Sparta

Sparta Prag'ı Sparta'da yenmeye giden Ümit Özat'tan, Shakhtar Donetsk'i Shakhtar'da yenme düşüncesindeki Bülent Uygun ve şimdi de Hertha Berlin'i Hertha'da yendiğimizi iddia eden Emre Tilev.Coğrafya konusunda büyük eksikliklerimiz olduğu kesin.Bu üçlü eğer bu bahsettikleri kentleri herhangi bir haritada gösterebilirse bileğimi keserim.(Oha!)Milli Eğitim Bakanlığı'nı göreve çağırıyorum.Hakem seminerleri gibi coğrafya seminerleri de olsun.
Benim de Beşiktaş'ın, Manchester United'ı United'ta, CSKA Moskova'yı da CSKA'da yeneceğinden şüphem yok tabi ki.
Ayrıca Emre Tilev'in performansı karşısında ceketimi ilikliyorum ve kendisine "Bravo" diyorum.

Röber'e Yazık #2


"Hayatım boyunca bir eşini daha görmediğim olayı Türkiye'de yaşadım. Olanlara anlam veremiyorum, şaşkınım. Nedenini tam olarak anlamadığım bir kararla Ankaraspor bu hale getirildi"

Bu olay iyice ayyuka çıktığı 1 Eylül'de "Röber'e Yazık" demiştim burada.Bugün alınan kararla halen fikrimi savunuyorum.Burada güme giden Almanya'nın iyi hocalarından Röber ve takımdaki oyuncular olmuştur.Zaten o da söylediği sözlerle şaşkınlığını belli etmiş.Doğruyu söylemek gerekirse zaten onlar dışında da hiç önemli değil benim için Ankaraspor'un düşüp düşmemesi.Belediye takımlarından biri azalmış oldu TSL'den.Ama TFF böyle bir karar alırken bazı noktaları havada bıraktı.Mesela;
-Neden Ankaraspor küme düşürülürken Ankaragücü'ne herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır?
-Ankaraspor'un bundan önceki ve bundan sonraki maçları ne olacak?
-Yeni sezonda küme düşme ve lige yükselme nasıl olacak?
-Ankaraspor oyuncularına ne olacak?

Melih Gökçek destekli bu organizasyonun aslında işine gelmiştir bu karar.Üzerlerinden atmaya çalıştıkları Ankaraspor yükü kalktı sayılır.Eğer söylendiği gibi Ankaraspor oyuncuların 15 günlük transfer hakkı verilecekse bu oyunculardan yine bir kaçı Ankaragücü'ne transfer oalcaktır.Yani aslında Melih Gökçek ve tayfası bence göründüğü kadar üzgün değildir.Melih Gökçek ise yine mazlumu oynayarak kendini öne çıkaracaktır.

CL Grup Maçları #1

*Mayıs'ta Puyol'un ellerinde bıraktığımız CL sonunda yeniden başladı.Türkiye'den izleme şansı bulduğumuz Beşiktaş-ManU maçı her ne kadar bize o havayı verememiş olsa da yarınki maçtan umutluyum.Tabi Ertem Şener faktörü bile bu akşamki Emre Tilev faciasından sonra beni heyecanlandırıyor.
*A grubunda Diego'dan yoksun Juventus evinde Bordeaux ile berabere kaldı.Diego henüz takımda bir kaç ay geçirdi ama şimdiden takımın en önemli parçası oldu.Onsuz geçecek bir kaç hafta sıkıntı yaratacaktır. Grubun diğer maçında Bayern Münih ise 2. yarıdaki golleriyle Maccabi Haifa deplasmanından rahat çıktı 3-0 ile.Maçta dikkat çeken nokta ise 3 gün içerisinde önce Dortmund, sonra da Maccabi Haifa deplasmanlarında 2 gol atan 20 yaşındaki Thomas Müller.Van Gaal'in yeni yıldızı olabilir.
*B grubunun diğer maçında Wolfsburg, daha doğrusu Grafite, CSKA Moskova'yı 3-1 mağlup etti.Ligde pek iyi gitmeyen Wolfsburg kendini bulmuş gibi görünüyor.Juande Ramos'u takımın başına getiren CSKA Moskova da kendini bulmaya çalışacak.15 gün sonra Beşiktaş'ın Moskova'da şansı olabilir.
*C grubu ise gecenin en golcü grubu.2 maçta toplam 10 gol oldu.Her ortamda eleştirilen, benim de pek çok kez buradan salladığım Milan, kadrosunu güçlendiren Marsilya deplasmanından galibiyetle çıktı."Beleşçilik"le itham edilen Filippo İnzaghi de yine gollerini attı.Bu adama halen beleşçi denmesini anlayamıyorum.Los Galacticos v.2 ise grubun en zayıf halkası Zürih deplasmanındaydı.5-2 ile start aldılar.C.Ronaldo 2 gol ile CL'ye iyi bir giriş yaptı.
*D grubu ise C grubunun aksine gecenin en kısır maçlarına sahne oldu.Gruptan sadece Anelka'nın golü geldi.Chelsea evinde Porto'yu 1-0 ile geçti.Gecenin sürprizi ise Madrid'ten geldi.Geçen sezon Anorthosis ile CL'de sürprizler yapan G.Kıbrıs şimdi de APOEL ile sahneden.At.Madrid deplasmanından puanla dönüyorlar.At.Madrid de klasik performansını sergiliyor.Umutla başlayan sezon sonrası hayalkırıklıkları.Alıştık artık ama Malaga maçı sonrası isyana başlayan taraftarın öfkesi artacaktır.

Beşiktaş:0 - ManU:1

Hiç kimsenin beklediği gibi bir maç olduğu söylenemez.Fark bekleyenler için de, sürpriz bekleyenler için de, CL havasına girmek isteyenler için de hayalkırıklığı oldu.
Yıllardır yıldız oyuncularının ayrılmasına rağmen belli bir sistem üzerinde ilerleyen ManU, haftasonu çıkacakları Manchester derbisini de düşünerek fazla kasmadı.Zaten öyle yada böyle 3 puanı alıp gittiler.Ferdinand da haftasaonu için saklanmış gibi görünüyor.
Fiziksel olarak rakibine karşı koymaya çalışan Beşiktaş'ın pili 70'ten sonra bitti.O dakikadan sonra takım SOS vermeye başladı.Forvetleri değiştiren ManU da işi kolay yoldan bitirdi.
Galatasaray maçında olduğu gibi bu maçta da M.Denizli ortasahada üstünlük kurma şansı varken Ekrem'le o bölgeyi öldürdü.Maç öncesi Bobo'nun kadroda olmaması, her zaman dediğim gibi TSL'nin sayılı yabancılarından Tello'nun11'de olmaması beni oldukça şaşırttı.Aslında M.Denizli'nin bu hareketleri artık bizleri şaşırtmak amacıyla olduğu için alıştık.
Bundan sonrası için mücadele için umut verici bir maç oldu ama haftalardır izlediğimiz Beşiktaş'ın Wolfsburg'tan ya da CSKA Moskova'dan 1 fazla gol atması zor.0-0'ın kralı olabilirler.
Hakan'a ayrı bir parantez açmak lazım.Maç öncesi malum muhabbetlerin bir numaralı hedefiydi.O konuşmaları yapanların ççoğu İnönü'deki Liverpool maçında da onun kalede olduğunu bilmeden atıp tutuyordu.Bugün de gayet iyi bir maç çıkardı.Topu oyuna sokarken bazı hataları oldu ama zaten onu da iyi yapsa şu an Beşiktaş'ta kaleci diye bir mevzu olmazdı.
Son olarak Emre Tilev'e herkes gibi sevgilerimi iletiyorum."Alman" Ernst, "Bravo" diyip önünü iliklediği İ.Üzülmez de selam söylemiş.

15 Eylül 2009 Salı

Türkiye Kupası 2.Tur | Rakip Buca

Türkiye Kupası'nın 2. kademe maçları için bugün kura çekimi vardı.Kuraya geçen turdan gelen takımlar, Bank Asya 1.Lig'den 15 takım ve TSL'den düşen 3 takım katıldı.Biz de kupaya bu kurayla dahil olduk.
Nispeten kolay sayılabilecek takımlar varken Bank Asya 1.Lig'e yükselirken çok iyi performans gösteren, bu sezona da çok iyi bir giriş yapan Buca'yı çekmeyi başardık.Bana sorsalar en son çekilmesi gereken takımlardan biri diye seçerdim Buca'yı.Ayrıca maçın deplasmanda oluşu nedeniyle kulübün kupadan fazla bir gelir elde etme şansı olmuyor.İçeride olsaydı en azından bilet fiyatları bir ekstra gelir olurdu.Ama şimdi deplasman masrafımız olacak üzerine.Maddi olarak çok zor durumda olduğumuz şu zamanlarda bunların bile hesabını yapar olduk maalesef.
Ama bu genç kadronun 87-88 sezonundaki mutluluğu tekrar bize yaşatmasını diliyor gönül.Keşke ama...

Turgutluspor-Konya Şekerspor,
Tokatspor-Kocaelispor,
Adıyamanspor-Yalovaspor,
Belediye Vanspor-Şanlıurfaspor,
Denizli Belediyespor-Trabzon Karadenizspor,
Güngören Belediyespor-Beykoz 1908 A.Ş.,
Adanaspor-Dardanelspor,
Kastamonuspor-Boluspor,
Samsunspor-Kardemir D.Ç. Karabükspor,
Bucaspor-Sakaryaspor,
Kartalspor-Karşıyaka,
Eyüpspor-Mersin İdman Yurdu,
Gaziantep Büyükşehir Belediyespor-Tarsus İdman Yurdu,
Giresunspor-Hacettepe,
Çaykur Rizespor-Malatyaspor,
Orduspor-Pursaklar A.Ş.,
Konyaspor-Altay,
İnegölspor-Kayseri Erciyesspor.

Azmin Zaferi

Resimdeki 4 oyuncu dün gece toplamda sadece 12 dakika sahada kaldı, ancak herkes kadar paya sahipler bu galibiyette. Azmin ve tam anlamıyla takım olabilmenin zaferi bu, başka birşey değil. Her top için canını dişine taktı 12 dev adam dün gece sahada. Sırbistan'ın sert olduğundan bahsettiğimiz savunmasına, daha sertiyle karşılık veren bir takım izledik. Milli takım gerçekten her tür basketboldan örnekler verdi ve vermeye devam ediyor Polonya'da. İyi hücum eden, iyi savunma yapan, müthiş yıldızlara sahip farklı takımları farklı stratejilerle mağlup ettik.. 5'te 5 oldu, dile kolay. Turnuvadan önce 5 maç sonunda yenilmeyeceğiz diyen birine deli gözüyle bakılması muhtemeldi. Son iki maçı da hücumda Hidayet'siz kazandığımızı unutmamak gerek.

İlk çeyrekte Sırbistan maça sert başladı. Artık ezberlediğimiz ikili oyunları Teodosic'in önderliğinde iyi oynadılar. Krstic oyuna oldukça geç girdi ve beklediğimiz gibi sahne almadı ama Perovic'le etkili oldular pota altında. Sertliklerini de sürekli üst düzeyde tutarak savunmada bizi sindirmeye çalışsalar da pota altında aldığımız akıllı düdükler hem onları faul problemine soktu, hem de bize çizgiye giderek kolay sayı bulma şansı tanıdı. Ancak öyle bir faul yüzdesiyle oynadık ki, Hidayet'in kötü performansıyla birlikte en büyük etken oldu serbest atış performansımız, maçın uzatmaya gitmesinde. Hidayet 1/16 atarken takım olarak faul çizgisinden 18/31 attık ki bu etkenlerden biri lehimize gelişse uzatmaya gerek kalmazdı.

İlerleyen çeyreklerde farkı 7-8 sayılara kadar çıkarsak da bir türlü 5-6 sayılık seriler yakalayamadık iyi Sırp savunması karşısında ve farkı çift hanelere çekmeyi başaramadık. Buralarda rakibin direncini kırmak daha kolay bi maç sonu oynamamızı sağlayabilirdi, ama olmadı. Buna rağmen maçın kontrolünü sürekli elimizde tuttuk, Teodosic'in 7 metreden attığı 3 sayıdan sonra bile, maçı en kötü uzatmaya götüreceğimize emindim ekran başında izlerken, öyle de oldu. Fauller maçın sonunda da başımıza bela oldu, Semih 2'de 1 atabildi çizgiden ve maçı uzatmaya götürdü. Son hücumda da Sırbistan'a boş bir şut şansı tanıdık anlayamadığım bir şekilde, şanslı olduğumuzu söylemem gerek, biraz daha çabuk top çevirmiş olsalar süre dolmadan o boş şutu yakalayabilirlerdi.

Ersan'a özel bir parantez açmak gerek. Maç boyu sertlik en üst düzeydeydi, ancak Ersan bu sertlik karşısında sinmedi ve sazı eline aldı. Bütün sezon Barcelona'dan alışık olduğumuz Euroleague performanslarından birini sergiledi. İlk 4 maçta da hep takımın en iyilerindendi Ersan, ancak dün performansını zirveye çıkardı. 22 sayı 11 ribaundla double-double yaptı ve Kerem'le beraber takımı sürükledi maç boyunca. Bu kadar kıt skorlu geçen bir maçta 22 sayı çok çok değerliydi takım için, keza ribaundlar da öyle. Özellikle her hücum ribaundunda rakibin uzunlarını rahatsız edip ribaundu alamasa da oraları karıştırmayı bildi Ersan.

Uzatmaya giden maçta iki takım adına da neredeyse bütün istatistikler kafa kafaya. İki takım da 7 3 sayı atmış maç boyunca, Sırplar 42 ribaund alırken biz 39 ribaund yapmışız. Biz 31 serbest atış kullanırken onlar 27 tane atmışlar vs. vs. Uzatmada maçı kazanmak için istatistik kağıdına yansımayacak yapmak gerekiyordu. Onu yapan da biz olduk. Her topa atlayan milli takım, savunmayı da müthiş yapınca uzatmada rakibe sayı bile attırmadan 5-0'lık bir seriyle maçı 69-64 kazanmayı başardık. Her ne kadar Ersan'ı övsek de, bu maçtaki galibiyetin asıl nedeni çok düşük yüzdeyle oynayan Hidayet de dahil savunmada herkesin canını dişine takarak oynaması ve her pozisyon için maksimumunu sahaya koyarak mücadele etmesidir. 12 dev adam bu maçla gerçek bir takım olduğunu gösterdi ve mükafatını da ilk 2'yi garantileyerek aldı.

Önümüzde tek bir sınav kaldı şu an: Slovenya. Yarın liderlik maçına çıkıyoruz Slovenlerle, ama bugünkü maçların sonuçlarına göre sahada farklı bir kadro da görme ihtimalimiz yüksek. Özellikle bugün Yunanistan Fransa'ya yenilip 2. olursa, Hidayet, Ersan gibi yorgun oyuncuların daha az süre bulacağını düşünüyorum Slovenya karşısında. Yine de kazanmak ister bu gönül, orası ayrı. Umarım façayı bozmadan 6'da 6'yla çeyrek finalin yolunu tutarız. Bu takımın onu da başarabileceğine güvenim tam.

by sannti

Sir Bile Şaşırmış


"Beşiktaş'ın çok akıllı futbolculardan kurulu olduğunu, kısa paslarla istikrarlı gittiklerini ve oyuncuların çok değişmeden oynadıklarını gözlemledim''

-Yılların Sir ünvanını almış teknik direktörü Alex Ferguson bile M.Denizli'nin ilginç "rotasyonları" , sürprizleri karşısında oldukça şaşırmış.Kafası baya karışmışa benziyor.Beşiktaş için bir avantaj olabilir.Mustafa Denizli demek bunu amaçlamış.Anlayamamışız adamı.-

14 Eylül 2009 Pazartesi

Sıradaki Gelsin #2 Sırbistan İncelemesi


Bu kez karşımızda ne İspanya kadar büyük yıldızları olan, ne de çarşamba oynayacağımız Slovenya gibi çok iyi hücum silahları olan bir takım var. Ama bu sefer karşımızda bir takım var herşeyden önce. Sırbistan grup maçlarında iyi bir performans sergiledi. Turnuvanın ilk gününde İspanya'yı yenerek harika bir giriş yapmıştı ancak liderlik maçında Slovenya karşısında tutunamadılar ve grupta 2. olarak 1 galibiyetle bir üst turun yolunu tuttular. Eleme turundaki ilk ve en kritik maçlarında ise ev sahibi Polonya'yı mağlup ederek bence çeyrek final biletini ceplerine koydular. Şu an oynanan maçta Litvanya İspanya karşısında 18 sayı geride ve matematiksel olarak da evlerine dönmeyi garantileyecekler birazdan. Polonya'nın da kısıtlı bir takım olduğunu ve Sırbistan'ı geçmesinin pek kolay olmayacağını düşünüyorum.

Her ne kadar kadrolarında eskisi gibi süper yıldızlar olmasa da Sırp ekolünden yetişen genç oyuncular da aynı sistemin ürünleri. Teodosic, Velickovic, Tepic gibi isimler; Sırpların son yıllarda yetiştirdiği ve dikkat edilmesi gereken genç yetenekler. Takımın en tecrübeli ismi gibi görünen ve NBA'de Oklahoma City forması giyen Nenad Krstic'in 26 yaşında olduğunu söylersem, rakibimizin ne kadar genç ve dinamik bir takım olduğunu anlatmış olurum sanırım. Ancak genç oldukları kadar, bu seviyede oynamaya alışık olmamaları da bizim avantajımız olabilir. Özellikle maç son çeyreğe kadar başa baş giderse bu tip maçları oynamaya oldukça aşina olan Kerem, Ömer ve Hidayet gibi oyuncularımız sayesinde galibiyeti kolay koparabileceğimizi düşünüyorum. Zaten rakibin de en önemli zaafı bu dakikalarda beklenmedik anlarda basit hatalar yapmaları.

Sırbistan karşısında en çok dikkat etmemiz gereken şey, artık imzaları haline gelen pick 'n' roll'lar kuşkusuz. Sırp uzunlar ve guard'lar bu oyunu oynama konusunda her zaman etkili olmuşlardır. Maçı kazanmak için kilit nokta da kuşkusuz Sırp pick n roll'larını durdurmak olacak. İkili oyun savunmasında sıkıntılı uzunlara sahip olsak da eğer Sırp uzunlarının içeri devrilmesini engeller ve daha çok dışardan şut atmalarına izin verirsek bu konuda yaşayacağımız problemi minimuma indirebiliriz. Sırplar 3 sayı yüzdesinde 4 maç sonunda %28,9'la (26/90) sondan 2. sıradalar, bu nedenle onları şuta teşvik ederek savunmada Sırbistan'ı durdurmakta zorlanmayacağımızı düşünüyorum. Ancak rakibimiz hücumda ne kadar zorlanıyorsa, savunmada da bir o kadar başarılı. Fransa'dan sonra savunmada en az sayıya izin veren takım Sırbistan ve potalarında maç başına sadece 67 sayı görüyorlar. Bu sert ve komplike savunmayı aşmada Hidayet ve Ersan'a çok ihtiyacımız olacak. Özellikle maçın sıkıştığı ve skora ihtiyaç duyduğumuz anlarda Hidayet'in sazı eline alması ve rakibin direncini kırması gerek. Aynı şekilde İspanya maçında harika oynayan uzunlarımızın etkinliğini koruması, bu maçın da anahtarlarından biri olabilir. Sırplar 12 dev adamı erken şutlara zorlamaya çalışacaklardır, bu nedenle hücumda sakin olmalı ve gerekirse 24 saniyeyi sonuna kadar kullanmalıyız. Bu konuda da guardlarımız olan Kerem, Engin, Ender üçlüsüne büyük iş düşüyor.

Bire bir olarak baktığımızda Sırplardan kesinlikle daha iyi bir kadroya sahibiz, ancak Sırbistan'ın da en önemli özelliği takım olmayı başarıp birlikte oynayabilmeleri. Genç milli takımlarda da beraber oynamış genç bir oyuncu kadrosuna sahipler ve yıllardır kazandıkları alışkanlıkları sahaya yansıtmaya çalışıyorlar. Bireysel olarak dikkat etmemiz gereken en önemli isim Krstic gibi gözükse de anlatmaya çalıştığım sebepler nedeniyle Sırbistan'ı küçümsememek galibiyet yolunda en önemli nokta. 12 dev adam İspanya'yı da yendikten sonra bugün psikolojik olarak da önemli bir mücadele verecek. Bugün mağlup olursak bunun sebebinin Sırbistan'dan çok rehavet olabileceğini düşünüyorum. Maç yazısı gece yarısından sonra. Kolay gelsin 12 dev adam...

by sannti